6 Haziran 2013 Perşembe

Patronun Çocukları

Talepler neden ve nasıllarıyla değerlendirilmelidirler.
Ben sürekli neden diye soran biriyim ki şefimle bu konuda ciddi tartışmalara da girmişliğim vardır. İnanın herseferinde de haklı çıktım.. İstenilen bir şeyin istenilme sebebinin ne olduğunu bilirsem, isteğe uygun bir şekilde yerine getirebilirim.. Keşke herkes hep neden diye sorabilse..

Yaptığımız aqua park hikayesi de buna dönüyor.. Alanın iki ana yapısı teknik hacimler-çarşı arası kalan yeşil alana bir aqua park istenmiş. Patron Dubai de gördüğü bir aqua parkın çocuklar için olan kısmını çok beğenmiş, ondan buraya da yapılmasını istemiş. 

EAA grubu için aqua parkçıyla görüşülen ilk proje olması bir yana, suya çok yakın olmaktan kaynaklı çok derine inememe problemi ile birlikte bu maceraya hep birlikte çıktık. 

Kazılar yapıldı, oyun üniteleri ayarlandı, betonu döküldü, sistemleri tamandı, yalıtımı yapıldı, wc tasarımları tamamlanıyor derken patron bir saha gezisi esnasında bu havuz çok küçük 12 yaşındaki çocuklar buraya nasıl girecek dedi..

Herkeste bir panik bir telaş.. toplamda 35 cmlik derinliği olan bir havuz yapılmış, wcler dahi 3-5 yaş çocuklarına göre tasarlanmış, patron çıkmış 12 yaştan bahsediyor.. E 11 yaşındaki çocuk çocuk değil mi diye sordu, kimse vericek cevap bulamadı..

Panikle havuzcu arandı, aqua parkçı arandı, 12 yaşa uygun tasarım istendi.. nasıl değiştirebileceklerini düzenleyebileceklerini konuşup tartışmaya başladılar.

Bu sırada patronun bu ısrarını anlayamayan ben, ama bunun böyle olacağı belli değil miydi diye sordum. Aldığım cevap ne olsa beğenirsiniz; Patronun 9 ila 11 yaşlarında çocukları var... 

İşte o zaman taşlarına yerine oturdu. Adam sonuçta bu parkı kendi çocuklarını da düşünerek yaptırmış ancak sonucun kendi çocuklarının giremeyeceği birşeye dönüşmesine böyle tepki vermesi de doğal.. Baştan soran olsaymış:) 

Aqua park ile ilgili bir kaç noktayı da belirtmek istiyorum.. Mimarların isteği üzerine-travertene uyumlu olsundiye- dümdüz keyifsiz cansız bir renk yapılmış kuleler.. Malzeme sahaya geldiğinde hepimiz bu ne biçim bi iş dedik durduk.. E herkesin olduğu gibi patronun da tepkisi bu oldu ki, boyattırdı bütün kuleleri.. Çok mu güzel oldu hayır bence.. Ama daha iyi olduğu kesin:)

Bir de ilk baştan beridir kuleler falan pek anlamlı görünmüyordu bize; daha sonradan öğrendik, MM in kempinski sarayına bir hayranlığı varmış, ona benzetilmeye çalışıldığı için böyle bir tasarım olmuşmuş.. Bunu da sarayın kapısını Çekek sahası giriş kapısı olarak istediklerinde öğrendik :)

Peki fotograflara bakıp bu da nesi dediğiniz bir kısmı varsa o da kobradır! parçalar ilk geldiğinde bu ne diye nerdeyse her parçayı sorduk paketlerinde; kaydırak, merdiven, yunus, kurbağa gibi beklediğimiz tepkiler alırken ; dev bir parçaya Kobra dediler.. Ne kobrası yaa dedik, çocuklar için kobra ne alaka diye.. Antalyada yapmışlar çok begenilmiş.. Neyse biz beğenmedik e neyse ki MM de beğenmedi de twity ile değiştirme kararı aldılar:))

Parkın tasarımının yapıldığı ilk günden beri işletmenin burada sıkıntı yaratacağını dile getirdim. Tasarım çocuğunu havuza götürmemiş kişiler tarafından yapıldığı çok belli. Aslında onlar da biliyorlardı da isteklere göre direk şekillenen bir projede fikir yürütmek zor oluyor.. Neyse bence bu parkın en büyük eksiği annelerin bu parkta düşünülmemiş olması.. Anneler nerde oturur? Çocuklar sadece havuza mı girip çıkar? Hiç mi yorulmaz , hiç mi acıkmaz? Ben bu soruları sorup durdum, kimse de cevaplamadı.. Bu sorular onlara bu sorunlar olarak döner işletme esnasında artık.. Ama ilginç bir nokta oldu. İşletmede güvenlik daha dogrusu kontrol amaçlı peyzaj kullanıldı. Çit ile çevirmek yerine seperatör bitkiler kullanıldı. bitkileri havuzun dibinden geçen yola sıfır diktiler. MM ona tepki verdi; ilginç bir yaklaşım olsa da Peyzajcıya kurduğu cümleyi aynen aktarıyorum: 'Senin çocuğun olmadığı için bilmezsin; havuzdaki çocuğun akan sümüğünü silecek olan dadının burda oturcak yere ihtiyacı var, ondan bu yeşilleri biraz geri çek!' bu cümleden ne anlıyorsunuz? Ben bu adamın eşlerinin bakıcılarına çok güvendiklerini anlarım ; havuz başına bakıcıyla bırakan pek anne yoktur da..
Ayrıca bütün bunlar kenara, bir 4 yaş ile kendim tecrübe ettim bugün Aqua parkı ve bir çocuğun gözlerinden baktım.. Öncelikle heyecan yaratan kova dan korktu, henüz açılan bir işletme olmadığı için e bütün anahtarlar da bizde olduğu için gittik kovayı kapattık ufaklık korkmadan girsin diye:) Girdi , eglendi de ama pek kaymadı.. sadece bize kaydığı seferi anlattı.. 
'ben önce çok korkmuştum kaymaktan, sonra baba sen geldin beni kucağına aldın beraber kaydık, sonra ben çok eğlendim..' :))
4 yaş ağzından havuz ve deniz eğlenceleri babayla olunca güzel itiraflarıydı:)) Dünyaya 4 yaşın gözünden bakmak da bir başka;)

Tarzancılık Oynamak ya da Merdivenler

Sahada bayan olmak yeterince ilgi çekici,
hele bir de turuncu saçlı olunca gözden kaçmak mümkün değil,
bir de merakla beklenen mimar hanım oluncaaaa bütün gözler sahaya çıktığımda üzerimde.

Bunun iyi kötü komik türlü türlü yanı var.. Ben kötü taraflarını dengelemeye çalışıp iyi yanlarının keyfini sürüp komik yanlarıyla eğleniyorum!

Eğlencelerimden en bombası merdiven hikayem!

Eğim betonlarının hazırlık aşamasında mimari ekipten gelen proje tarafımızca alınan kararla değiştirildi.
Bizim aldığımız kararları taşeron anlamadı derken çok gel gitli bir süreç oldu ve sahada uygulamanın doğru yapılıp yapılmayacağı, ondan da önce sahaya sürülen projenin son proje olup olmadığı konusunda endişelerim vardı.

Çekek sahasına gittiğimde yukarıda birileri çalışıyor mu diye baktım ve evet birileri çalışıyordu o zaman seslendim ve sordum nerden çıkılıyor oraya diye; 
-iskeleden çıktık biz, dediler
-e merdiven yok mu, dedim
- yok, dediler.

Bir iskeleye baktııımm bir de yukarıya, yakınlarda merdivenden eser yok, e çıkıp bakmasam benim içimde kalacak, bi tarttım gözümde, e çok da zor bi yer değil ben de başladım tırmanmaya..

Duvarcılar ufak çapta bir panik yaptılar nolucak düşücek mi çıkacak mı diye, neyse baya bi maymunluk yaparak çıktım işimi hallettim ama kedi gibi kaldım mı yukarıda!
üzerimde uzun mont altımda tayt! neyse taşeron şefleri ustalar falan biraz dalga modunda ' Burcu Hanıımmm ' diye takıldılar bana. Bir merdiven bulup getirdiler hemen, yardım ettiler bana indim sorunsuzca. Ama herkesin dilinde olmuş oldum:)
Bunun bir de iyi yanı olmuş oldu, çıkabileceğimi düşündüklerinden, her seferinde merdiven ister misiniz diye sormaya başladılar bana ve olabildiğince merdiven olmaya başladı çevrede.. Her çıkılması gereken noktaya birer merdiven yaptırıldı ve böylece bu yaşadığım tatlı bir anı olarak kalmış oldu bana.

Bu süreçten sonra merdivenler daha çok ilgimi çekmeye başladı.. o kadar çok çeşit merdiven vardı ki, borudan, kutu profilden yapılanı, ahşap tutamaçlı ya da düz olanı..

Her çeşidin ilk seferinde bir acaba ile panik duygusu arasında, güvenlik endişesiyle çıktım ancak zamanla ben de uyum sağladım:) Bunu kendimde görüyor olmak bir yana, özellikle EAA ekibi geldiğinde, onları sahada gezdirirken (şantiyeci olmayan gezginler) daha da bi farkettim:) Onların korkak adımları benim gülümsemelerim oldu, tıpkı ilk günlerde bana gülümsedikleri gibi :))

20 günden sonra 120 güne kadar..

100 gün aradan sonra merhabalar:)

İlk 20 gün planladığım gibi çok güzel günlük yazarken , bir anda yazamaz hale geldim..
Yoğunluk ilk 20 gün kandırıcıymış, sonrasında gördüm asıl..
Zihinsel ve bedensel yorgunluk nedir nasıldır, gördüm öğrendim..

Dizi bile izleyemez oldum (beni yakından tanıyanlar durumun vahamiyetini anlayabilirler böylece:) )..
Çalıştım ve uyudum olabildiğince..


Arada sosyal olduk mu olduk tabi ama ciddi kayda değer bişey yoktu aslına bakarsanız..
Bir iki denize girdim, bi kaç akşam dışarı çıktık o kadar..
Neler öğrendiğimi soracak olursanız; ben aslında çok şey biliyormuşum !
Tecrübe etmek ayrı tabi,onun kıymeti bir başka..

Bundan sonra şu bir kaç rahat günümde aklımda kalanlardan birer derleme yapmayı amaçlıyorum, bi kaç tane de daha önce hazırladığım yazılar vardı onları paylaşacağım sizlerle..

Şantiyedeki yoğunluk bambaşka bir yoğunluk oluyormuş.
Çok çalıştım çok yoruldum derdim zamanında..
O yorgunluk yorgunluk değilmiş, o çalışma iş değilmiş..
Haftanın 7 günü 24 saati iş oldu hayatım, sabah iş arkadaşlarıyla başlayan bir kahvaltı ve akşam iş arkadaşlarıyla paylaşılan bir sitede uykuya yatmak..
Ne performansta çalışabildiğimi gördüm bu süreçte..
Kendimden beklenmeyecek bir performans sergiledim bence.
Ben kendimden memnun oldum, yaptığım işten de.

Yönetimsel sıkıntılar olmadı değil, bunlar bizi etkilemedi değil elbette ama, onların da benden memnun olduklarını duyarak ayrılıyorum buradan.

Mimarlık hayatımın ilk yılında, yaşadığım ilk şantiye tecrübesinden böylesine anılarla ayrılmak haklı bir gurur yaratıyor bende:)

Bodrum Yalıkavak marina şantiyesinde bulundum ve altından kalktım:) Ben bile başaramam sanıyordum ama bi şekilde başardım !

Darısı sizlerin başına!